TRNC PUBLIC INFORMATION OFFICE




9 Şubat 2010

09.02.2010-

HRİSTOFYAS’A DARBE

Güney Kıbrıs’ta koalisyonun küçük ortağı Sosyalist EDEK partisi hükümetten ayrıldı.
EDEK, Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyası, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatla yaptığı adanın birleşme görüşmelerinde Türk tarafına ödünler vermekle suçladı.
EDEK Başkanı Yannakis Omirou, düzenlediği basın toplantısında, zararlı stratejilere destek veremeyeceklerini belirterek, hükümetten ayrılmanın siyasi mesuliyet açısından ve ahlaken doğru olduğunu ileri sürdü.
EDEKin hükümetten ayrılması, güçlü başkanlık sistemi yüzünden Rum kesiminde erken seçime gidileceği anlamı taşımıyor.
Uzmanlar, EDEKin Hristofyasın görüşme taktiklerine yönelik bilinen muhalefeti nedeniyle, ayrılmanın birleşme görüşmelerini etkilemesinin beklenmediğini belirtiyor.

BAĞIŞ: "AB, TÜRKİYE İÇİN KIBRISI FEDA EDECEK KADAR ÖNEMLİ DEĞİLDİR"

TC Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, ABnin Türkiye için önemli bir süreç olduğunu, "ama Kıbrısı feda edecek kadar da önemli olmadığını" söyledi.
Bir seminere katılmak için Londrada bulunan Bağış, temaslarına ilişkin Türkiyenin Londra Büyükelçiliğinde dün akşam bir basın toplantısı düzenledi.
Kıbrıs konusunda "Biz şu anda bir adım değil, binlerce adım öndeyiz" diyen Bağış, Türkiye ve KKTCnin her zaman çözümden, barıştan, entegrasyondan yana her türlü adımı attığını vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ama her önerimize itiraz eden, her girişimi engellemeye çalışan tarafın da kim olduğunu bütün dünya gördü. AB, Türkiye için önemli bir süreçtir ama Kıbrısı feda edecek kadar da önemli değildir."
Türkiyenin potansiyelinin ortada olduğunu, ABye getireceklerinin alacaklarından çok daha fazla olduğunu belirten Bağış, "Milli bir davamız olan Kıbrıs konusunda Türkiyenin kararını değiştirmesini kimse beklemesin. Türkiye bu süreçte çözümden yana tavrını sürdürmeye devam edecektir. Çözümün kalıcı olması önemlidir, bunun yolu da siyasi eşitliğe dayalı olmasıdır" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Kıbrıs Rum yönetimi lideri Dimitris Hristofyasın yürüttükleri müzakere sürecinden "hala umutlu olduğunu" ve "bu sürecin Kıbrıs için çok büyük bir fırsat olduğunu" söyleyen Bağış, "Çünkü ilk defa hem Atinada, hem Ankarada, hem de adanın iki kesiminde çözümden yana çok net tavırlar koyan liderler olmasının büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum. İnşallah bu fırsat iyi değerlendirilir, bu fırsat kaçırılırsa bir daha böyle bir ortamın yakalanması belki yıllar alır, onun için herkesin hesabını iyi yapması gerektiğine inanıyorum" dedi.
Bağış, bir gazetecinin Başbakan Derviş Eroğlunun yapılacak seçimlerde Cumhurbaşkanı seçilmesinin beklendiğini söylemesi ve konuyla ilgili sorusu üzerine  "KKTC vatandaşları kim tarafından yönetilmek isterlerse, biz ona saygı duyarız" dedi.
Defalarca "Kıbrıslı olsaydım, Türkiyenin AB üyeliği için, Türkiyenin başmüzakerecisinden daha çok uğraşırdım" dediğini hatırlatan Bağış, "Sayın Eroğlunun adaylığını açıklamasının sadece iç siyasi mekanizmalar üzerinde etkisi olur ama Türkiyenin dış politikası üzerinde bir etkisi olmaz. Kuzey Kıbrıs halkı kimi seçerse, Türkiye Cumhuriyeti onunla çalışmaya devam edecektir" diye konuştu.

BAĞIŞ: SEÇİMLERE MÜDAHALE ETMEYİZ”

TC Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, KKTCde nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçları ne olursa olsun, Kıbrıs Türk halkının, çözümden yana olmaya devam edeceğinden şüphe duymadıklarını belirterek, KKTCde gerçekleştirilecek herhangi bir seçime Türkiyenin müdahale etmesi, hiçbir şekilde hükümetimizin politikalarını yansıtmamaktadır dedi.
Bağış, CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürkün soru önergesine verdiği yazılı yanıtta, Annan Planı için yapılan referandumda, Kıbrıs Türk halkının dünyaya çok net mesaj verdiğini, referandum sonrası barış, huzur ve dünyayla entegrasyon isteyen ve istemeyen tarafların kim olduğunun net şekilde ortaya çıktığını hep beraber gözlemlediklerini belirtti.
Çözümden yana tavrımızla oluşan üstünlüğümüzü devam ettirmek durumundayız diyen Bağış, bu nedenle KKTCnin, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat başkanlığında görüşmeleri sürdürmesini Türkiye olarak çok önemsediklerini ifade etti.
Bağış, Türkiye ve KKTCnin, Kıbrıs konusunda her zaman çözümden, barıştan yana bir adım önde olduğuna ve bu gerçeği bütün dünyanın artık kabul ettiğine işaret ederek, Bu noktaya bir tek askerimizi çekmeden, bir karış toprak vermeden, dik duruşumuzla, itibarımızı, milli onurumuzu koruyarak geldik dedi.
Artık bütün dünyanın, Türkiye ve KKTCnin haklılığını görmeye başladığını, ancak bu sürecin devamını da çok önemsediklerini vurgulayan Bağış, bu nedenle görüşmelerde bulunmaya, ortak akla ulaşmaya, makul, kalıcı bir çözümü kurma yönündeki çabalarını sürdürmeye devam edeceklerini bildirdi.
Bağış, iktidarları boyunca, hiçbir zaman ver kurtulcu, teslimiyetçi bir anlayış gütmediklerini, Türkiye ve KKTCnin ulusal çıkarlarından taviz verilmediğini vurgulayarak, Kıbrıs, Türkiyedeki herkesin milli davasıdır ve hükümetimiz de bu davaya sahip çıkmaya devam edecektir görüşünü ifade etti.
Bakan Bağış, KKTCde Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, ülke vatandaşlarının en temel demokratik hak ve hürriyetlerinden biri olan seçme, seçilme hakları çerçevesinde gerçekleşeceğini belirterek, şunları kaydetti:
Seçim sonuçları ne olursa olsun, Kıbrıs Türk halkının çözümden yana olmaya devam edeceğinden şüphemiz yoktur. Yine KKTCde gerçekleştirilecek herhangi bir seçime Türkiyenin müdahale etmesi, hiçbir şekilde hükümetimizin politikalarını yansıtmamaktadır. Kıbrıs Türk halkının demokratik bir ortamda seçeceği yeni KKTC Cumhurbaşkanı kim olursa olsun, müzakerelere ve çözüme yönelik çeşitli politikaları olması ve KKTCnin bu alandaki politikalarını kendi görüş ve önerilerine göre, görev ve yetkileri dahilinde yeniden şekillendirmesi de doğal olarak demokratik bir sonuç olacaktır.
Türkiye, ABye aday bir ülke olarak müzakerelerini yürütmeye devam etmektedir. Özellikle bu çerçevede değerlendirildiğinde, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin, AB üyesi olarak, Türkiyenin adaylık sürecini istismar etmekten kaçınmadığını her attığımız adımda görüyoruz. Kıbrıstaki çözüm süreci maalesef Türkiyenin üyelik müzakereleriyle ilişkilendirilmeye çalışılsa da çözüm adresinin Brükselde değil, Lefkoşada olduğunu her fırsatta ve platformda dile getiriyoruz. Rum Kesiminin, Kıbrıs sorununu ABye havale ederek, yaptığı yanlışları ABye düzelttirmek istemesi, yeni bir durum değildir. Ne var ki ABde sağduyu ve uzak görüşlülük unsuru ağır basmaktadır. ABnin Kıbrıs konusunda sağduyulu çizgisini 2010da da korumasını beklemekteyiz. AB, Türkiyenin ve KKTCnin çözüm isteğini, çabalarını yakından bilmektedir.
Bağış, KKTCnin, ABye uyum sürecinde çok kararlı adımlar atmasının da çözüm açısından Kıbrıs Türk halkının ne kadar istekli olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade etti.
Kıbrıs konusunda garantör bir devlet olan Türkiyenin, bu konuda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmeye devam edeceğini kaydeden Bağış, Kıbrıs konusunun Türkiye için sadece BM çerçevesinde çözülebilecek bir konu olduğuna dikkati çekti.
Bakan Bağış, şöyle devam etti:
İki toplum arasında yapılacak müzakerelere ve bu sürecin iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve tarafların güvenliğini teminat altına alacak şekilde adil ve kalıcı bir çözüme destek vermeye devam edeceğiz.
Genç bir devlet olan KKTC, demokratik alandaki başarısını düne kadar gerçekleştirdiği birçok seçimle ispatlamıştır. Müzakerelere eşit olmayan şartlarda, dış müdahalelerin yapıldığı dönemlerde bile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, KKTCdeki demokratik seçim sürecine ne söylem olarak ne de fiilen bir müdahale arayışında olmuştur. Aksine Hükümetimiz, seçimler dahil, her tür demokrasi tecrübesinin çözüm sürecine giden yolda önemli bir kilometre taşı olduğunu düşünmektedir.

HRİSTOFYAS, GÜVENLİK KONSEYİ 5 DAİMİ ÜYE ÜLKENİN BÜYÜKELÇİLERİ
İLE GÖRÜŞTÜ

BM Güvenlik Konseyi 5 daimi üye ülkenin Güney Kıbrıs’taki büyükelçileri, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın Kıbrıs sorununun çözümü ve adanın yeniden birleşmesine yönelik çabalarını desteklediklerini belirttiler.
Rum radyosunun haberine göre Hristofyas, dün, BM Güvenlik Konseyi’nin 5 daimi üyesi ABD, İngiltere, Çin, Rusya ve Fransa’nın Güney Kıbrıs’taki büyükelçileriyle görüşerek, Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakereler ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un geçtiğimiz hafta adaya yaptığı ziyaret hakkında bilgilendirdi.
Toplantıya katılan büyükelçiler adına açıklamada bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Peter Millet, Hristofyas’ın kendilerini müzakereler süreci ve Ban’ın ziyaretine ilişkin olarak bilgilendirdiğini ifade etti.
Müzakerelerde kaydedilen ilerlemeyi ve yapılan bilgilendirmeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirten Millet, Güvenlik Konseyi 5 daimi üye ülkesi olarak, kendilerinin görüşmede, Hristofyas’ın Kıbrıs sorununun çözümü ve adanın yeniden birleşmesine yönelik gösterdiği çabalar ile süreci kolaylaştıran BM’ye desteklerini belirttiklerini ifade etti.

EROĞLU: “ORAMS DAVASINA KARŞI HUKUKÇULARDAN OLUŞAN BİR EKİP
KURULMASI GÜNDEMİMİZDE”

Başbakan Derviş Eroğlu, Orams davasına karşı hukukçulardan oluşan bir ekip kurulmasının gündemlerinde olduğunu açıkladı.
Eroğlu, konuyla ilgili olarak “bu konuyu daha da derinliğine inceleyecek bir hukukçular ekibi kurup değerlendirmekte yarar görüyoruz. Londra’da avukatlık yapan arkadaşlar dışında, üniversitelerimiz ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı yapmış arkadaşlarla bir araya gelerek, bu durumla ilgili çalışmalar yapacağız” dedi.
Başbakan Derviş Eroğlu, Londra’daki temaslarını tamamlayarak önceki akşam Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde döndü.
Eroğlu, Ercan Havalimanı’nda yaptığı açıklamada Londra temaslarını yararlı olarak nitelendirdi.
Başbakan Eroğlu, Londra’da yaşayan Kıbrıslı Türkler ve işadamları ile görüştüğünü, İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından düzenlenen geniş katılımlı konferansta konuşma yaptığını, ayrıca İngiliz Lortlar Kamarası ve Parlamento’daki Dostluk Grubu Üyesi Lort Magginis, Lort Monson ve Lort Sheih ile görüştüğünü anımsattı.
Kıbrıslı Türklerin böylesi dostlara ihtiyacı bulunduğunu belirten Eroğlu, Londra’nın Avrupa Birliği için önemli bir merkez olduğuna işaret ederek, buradaki dostlarla ilişkileri daha da geliştirmek istediklerini söyledi.



8 Şubat 2010

08.02.2010-

GÜNEY KIBRIS’TAKİ HÜKÜMET KRİZİ BÜYÜYOR

Güney Kıbrıs’ta, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın gerçekleştirdikleri müzakerelerle ilgili olarak hükümetin büyük ortağı AKEL’le görüş ayrılığı her geçen gün artan koalisyonun diğer partileri DİKO ve EDEK, hükümetten ayrılacakları yönünde sinyaller veriyor.
Güney’de yayınlanan gazeteler, Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas’ın (AKEL) hükümet ortakları DİKO ve EDEK’in, Hristofyas’ın müzakerelerde yaşananlar konusunda Cuma günü Ulusal Konsey toplantısında verdiği bilgilerin ardından, müzakerelerde büyük bir ilerleme sağlanamadığı görüşüne inandıklarını; Hristofyas’ın müzakerelerdeki tutumundan memnun olmayan iki partinin, hükümetten ayrılma konusunu bugün ve Salı günleri gerçekleştirecekleri toplantılarda ele alacaklarını yazdılar.
Rum Alithia gazetesi, “Koalisyon Pamuk İpliğine Bağlı” başlıkları altında manşetten verdiği haberinde, EDEK’in Pazartesi, DİKO’nun ise Salı günü gerçekleştirecekleri parti içi toplantılarında hükümetten ayrılıp ayrılmama konusunda karar alacaklarını bildirdi.
Gazete, EDEK Merkez Komitesi’nin bugün öğleden sonra yapacağı toplantıda Parti Başkanı Yannakis Omiru’nun, hükümetten ayrılma önerisinde bulunacağını duyurdu.
DİKO ve Rum Meclisi Başkanı Marios Karoyan’ın ayrılma konusunda tereddütleri olduğunu belirten gazete, ancak Parti Basın Sözcüsü Fotis Fotiu’nun, Hristofyas’ın dönüşümlü başkanlık önersini geri çekmesi gerektiğini, partisinin dönüşümlü başkanlık içeren bir anlaşmaya kesinlikle oy vermeyeceğini açıkladığı anımsattı.

“ÇÖZÜME DOĞRU İLERLEYEMİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’ın zaman sınırlamasına karşı olan ısrarlı tutumu nedeniyle iki tarafın çözüme doğru ilerleyemediğini söyledi. Yunanistan’da yayımlanan Kathimerini gazetesine demeç veren Cumhurbaşkanı Talat, yönetim ve güç paylaşımı, Avrupa ilişkileri, ekonomi gibi temel konularda ilerleme sağlamadan toprak konusunu görüşmeyeceğini kaydetti.
Cumhurbaşkanı Talat, bu ay içerisinde de Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas’la müzakerelere devam edeceklerini belirterek, momentumu kaybetmek istemediklerini, momentumun kaybedilmesi halinde yeniden başlanmasının zor olacağını söyledi. Talat, Hristofyas’ın seçimler nedeni ile kendisinin görüşmelerde özgür hareket edemeyeceği ve esnek olamayacağı tezini ise reddetti.
Doğrudan görüşmelerde Hristofyas’ın hataları ve büyük sorunları bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Talat, Hristofyas’ın zaman sınırlamasına karşı olan ısrarlı tutumu nedeniyle iki tarafın çözüme doğru ilerleyemediğini vurguladı. Talat, çözüme karşı olan Rumların Kıbrıs Türk tarafının sunduğu her öneriyi “konfederasyona atıfta bulunuluyor” diyerek reddettiğine de işaret etti.

KKTC GÖZARDI EDİLEMEZ

Başbakan Derviş Eroğlu, KKTC’nin devlet olduğu gerçeğinin göz ardı edilemeyeceğini ifade ederek, “Eğer bir kişi yaşadığı çatının devlet olduğunu göremezse, müzakerelerde başarılı olamaz” dedi. İngiltere’nin başkenti Londra’daki temaslarını tamamlayan Başbakan Eroğlu, temasları çerçevesinde dün basın mensupları ile öğle yemeğinde bir araya geldi ve müzakere süreci ile ilgili soruları yanıtladı.
Eroğlu, Türk tarafının iyi niyetle müzakere masasında olduğunu Rumların ise Hayır Kampanyaları ile yollarına devam ettiğini kaydetti.
Kıbrıs Türk halkının 2004’te Annan Planı ile ilgili hayal kırıklığı yaşadığına da işaret eden Eroğlu, “Hayır diyenler mükafatlandırıldı. Ama Kıbrıs Türk halkı artık dıştan gelen mesajları iyi değerlendirmektedir. Halkımızı sadece kendisine ve Anatavanına güveniyor” dedi.
“Seçilmeniz halinde müzakere masasına sizin yerinize temsilciniz oturacak diye açıklamanız oldu mu?” sorusuna ise tepki gösteren Başbakan Eroğlu, “Ben böyle bir şey söylemedim. Hatta, bana karşı uzlaşmaz suçlamaları ile ilgili komplolara cevap vermekle uğraşıyorum” diye konuştu.
Kendisinin aşırı uçlarda biri olduğu ve Türkiye’nin kendisine destek vermeyebileceği şeklindeki soruyu da yanıtlayan Eroğlu, ne kendisi ne de partisinin aşırı uçlarda olduğunu, Başbakan olarak devletine sahip çıkması gerektiğini söyledi.
KKTC’nin devlet olduğu gerçeğinin göz ardı edilemeyeceğini ifade eden Eroğlu, “Eğer bir kişi yaşadığı çatının devlet olduğunu göremezse, müzakerelerde başarılı olamaz” dedi.
“Ben kendimi müzakere masasında Rum tarafı ile eşit kabul ediyorum. Benim de bir devletim var. Hristofyas masada, bizim toplum olduğumuzu hissettirmeye çalışıyor. Bu kendimizi Rumlarla eşit görmeyişimizden ve anlaşmaya mecbur olduğumuz şeklindeki düşünce nedeniyle böyle oluyor” ifadelerini kullandı.
Anlaşma için müzakere masasında Cumhurbaşkanı Talat’ı desteklemeye devam ettiklerini de belirten Eroğlu, “Desteğimizi verdik ama her şeyi yapabilir demedik” şeklinde konuştu. Türkiye’nin de Cumhurbaşkanı Talat’ı müzakere masasında dış dünyaya karşı desteklemesinin doğal olduğunu belirten Eroğlu, “Ancak bu destek, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Talat’ın seçilmesi için gayret sarf edeceği anlamına gelmez” dedi.
Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde, parti başkanlığı ve başbakanlık için isim düşündünüz mü sorusunu da yanıtlayan Eroğlu, “düşünmek istemiyorum. Seçime gidiyorum. Kendince aday olmak isteyen arkadaşlar olabilir. Cumhurbaşkanlığı seçiminden sona oturur konuşuruz”  yanıtını verdi. Hristofyas’ın Talat’ın seçilmesini istediği şeklindeki yorumların hatırlatılması üzerine ise Eroğlu, Rum lider Hristofyas’ın kendi iç işleriyle ilgilenmesini istedi.
AB üyesi olduğunu iddia eden bir ülkenin başka ülkeye karışamayacağını ifade eden Eroğlu, “Beni ya da Sayın Talat’ı sandıktan Hristofyas değil Kıbrıs Türk halkı çıkaracaktır. Halkın iradesine müdahale ayıptır” dedi.
Kamuoyu yoklamalarında kendisinin önde görüldüğünün anımsatılması üzerine ise Başbakan Eroğlu, ülkede en ciddi araştırmayı yapan şirketin hata payının az olduğunu kaydetti ve 19 Nisan seçim sonuçlarını örnek gösterdi.
“Kazanmanız Türkiye’nin Kıbrıs’ta politika değişikliğine gittiğini mi gösterir” sorusuna da Eroğlu, kendisinin sürekli Türkiye ile diyalog içinde olduğunu söyledi.
Kendisinin Türkiye’nin de menfaatlerini düşünen birisi olduğunu kaydeden Eroğlu, “İşbirliği içinde müzakereleri sürdüreceğiz. Ama Hristofyas’ın her dediğine evet diyemeyiz” diye konuştu.
Eroğlu, Cumhurbaşkanı Talat’ın müzakereleri Türkiye ile birlikte yürüttüğünü ancak zaman zaman Türkiye’nin dışında hareket ettiğini de sözlerine ekledi.



5 ŞUBAT 2010

05.02.2010-

BM GENEL SEKRETERİ BAN: ÇÖZÜME ULAŞILABİLECEĞİNE İNANIYORUM, AMA BU DAHA ÇOK CESARET VE UZLAŞMA GEREKTİRECEK
 
 BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, Kıbrısta iki liderin ve iki toplumun çözüm yönünde gösterdikleri kararlılıktan ve sürece verdikleri destekten cesaret aldığını belirtti.
 Genel Sekreter Ban, Londra, Adis Ababa ve Kıbrıs ziyaretleriyle ilgili BM Güvenlik Konseyine verdiği bilginin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
 Kıbrısta gördüklerinden ve duyduklarından cesaretlendiğini belirten Ban, Liderler iyi ilerleme sağladılar, ancak görüşmelerin devam etmesi ve hızlanması gerekiyor dedi.
 Kıbrıs özel danışmanı Alexander Downerın Kıbrıslılar tarafından yürütülen bu süreçteki ivmenin korunması için çalışacağını kaydeden Ban, Bir çözüme ulaşılabileceğine inanıyorum, ama bu daha çok cesaret, uzlaşma ve sürece bağlılığı gerektirecek dedi.
 Ban Adaya ziyareti sırasında Rumların pek hoşnut olmadıklarını gösterdiklerini ve bu ziyaretin olumlu sonuçlarının neler olduğunun sorulması üzerine, Kıbrısı, BM Genel Sekreterinin en son 2003 yılında ziyaret ettiğine dikkati çekerek, Yani benim bu ziyaretim 7 yıllık bir aradan sonra gerçekleşti dedi.
 Genel Sekreter Ban, iki liderin de müzakerelere devam etme yönündeki gösterdikleri güçlü kararlılıktan ve aynı zamanda da iki tarafın halklarının sürece gösterdikleri güçlü destekten büyük cesaret aldığını söyledi.
 

TALAT, AP BAŞKANI BUZEK’LE GÖRÜŞTÜ

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, uluslararası kuruluşların Kıbrıs’ta devam eden müzakere sürecine zarar verecek adım atmalarının son derece sakıncalı olduğunu söyledi. Bu konuda herkese ve Avrupa Parlamentosu’na görev düştüğünü, müzakerelere zarar verecek müdahalelerden herkesin kaçınması gerektiğini vurgulayan Talat, AP’nin Türkiye’yle ilgili raporunu ve ATAD’ın Orams davasıyla ilgili kararını eleştirdi.
 Cumhurbaşkanı Talat, AP ile KKTC arasında karma parlamento heyeti kurulmasını talep ettiklerini de açıkladı.
 Brüksel’e dün gelen Cumhurbaşkanı Talat, akşam saatlerinde Avrupa Parlamentosu Başkanı Jerzy Buzek’le parlamento binasında biraraya geldi.
 Burzek, Kıbrıs’taki müzakere süreciyle yakından ilgilendiğini belirterek, Cumhurbaşkanı Talat’ın Kıbrıs Türk tarafı olarak görüşlerini merak ettiğini ve dinlemek istediğini söyledi.
 Cumhurbaşkanı Talat, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, AP Başkanı’yla 3 yıldan sonra bir görüşme yaptığını ve görüşmenin bu açıdan da önemli olduğunu kaydetti.
 Eski başkan Pöttering dışındaki başkanların Kıbrıs’la ilgilendiğini, yeni dönemde de AP’nin Kıbrıs’la ilgileneceği umudunu dile getiren Talat, birçok konuyu görüştüklerini ifade etti. Talat, AP’nin Kıbrıslı Türklere uygulanan izolasyonların kaldırılması için yapılabilecekler, Kıbrıslı Türklerle temasları iyileştirmek için kurulan Yüksek Temas Grubu’nun daha verimli ve sonuç alıcı çalışması için düşüncelerini aktardığını bildirdi.
Talat, Kıbrıslı Türklerin AP’de doğrudan temsiliyetini amaçladıklarını, bunun için geçmişte iki kez başvuruda bulunduklarını belirterek, “Burada esas olan Kıbrıslı Türklerin kendi kendilerini temsil etmeleriydi. Ancak bu Rum tarafının çıkardığı engeller nedeniyle sağlanamayınca, Yüksek Temas Grubu hayata geçirilmişti. Biz Yüksek Temas Grubu yanında bu konudaki talebimizin devam ettiğini de ortaya koyduk” diye konuştu.
Talat, AP’nin çeşitli konularda yapabileceği destekler bulunduğunu, devam eden müzakere sürecine destek yapabileceğini ifade ederek, “Maalesef şu anda Türkiye raporuyla ilgili yaşadığımız hayal kırıklığı da söz konusuydu. Bunu da dile getirdik. Özellikle masada olan, görüşülen konuların bu raporda yer alması ve tek taraflı olarak Türk tarafından bazı adımlar atmasının istenmesi haklı bir yaklaşım değildir, bunu anlattık” dedi.
Talat daha sonra AP Türkiye raportörü Ria OOmen-Ruijten’le görüştü.

 

EROĞLU: “YA BİR ANLAŞMA OLACAK, YA DA ATILMASI GEREKEN ADIMLARI TÜRKİYE İLE BİRLİKTE DEĞERLENDİRECEĞİZ”

Başbakan Derviş Eroğlu, Kıbrıs’ta bir anlaşmanın zamanının geldiğini söyleyerek, ya bir anlaşmanın olacağını ya da atılması gereken adımları Anavatan Türkiye ile birlikte değerlendireceklerini vurguladı.
Başbakan Derviş Eroğlu önceki gün gittiği Londra’daki temaslarını sürdürüyor.
Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “hiçbir müzakere sürecinin sonsuza dek süremeyeceği” şeklindeki açıklamasını da değerlendiren Eroğlu, “Kendisine katılıyorum. Sayın Erdoğan doğru söylüyor. Bu iş sonuna kadar müzakere masalarında devam edemez. Zaten Ban Ki-Moon da çok uzadığını söylemiştir” dedi.
Eroğlu “Ben de yıllardır aynı şeyi söylüyorum. Kıbrıs sorununu takip ede ede saçlarımız beyazlandı, inşallah torunlarımızın da beyazlanmaz” diye konuştu.
Kıbrıs’ta bir anlaşmanın zamanının geldiğini söyleyen Başbakan, ya bir anlaşmanın olacağını ya da atılması gereken adımları Anavatan Türkiye ile birlikte değerlendireceklerini vurguladı.
Eroğlu bu akşam da İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından düzenlenen konferansta halka hitap edecek.

 

ORAMS DAVASIYLA İLGİLİ MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASI ÖNERİSİ KABUL EDİLDİ

Meclis Genel Kurulu, Demokrat Parti (DP)’nin Orams davasına ilişkin meclis araştırması açılması önerisi oyçokluğuyla kabul edildi.
DP Genel Başkanı Denktaş konuyla ilgili yaptığı konuşmada, Orams Davası süreciyle ilgili olarak pek çok suçlamalar yapıldığına işaret ederek, tüm bunların saptanarak bundan sonra olası davalarla ilgili önlem alınması gerektiğini söyledi.
Denktaş, araştırma komitesinin oluşturulmasının bu nedenle önemli olduğunu ifade ederek, araştırma sonucu ne olursa olsun bu karardan sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’nin atması gereken adımlar olduğunu belirtti.
Bu adımların atılmasının ilerisi için  önemli olduğunu ifade eden Denktaş, atılması gereken adımların komite araştırma sonuçları beklenmeden yapılması gerektiğini söyledi.


BEŞPARMAK GRUBU BAN’IN ZİYARETİNİ VE ORTAK BİLDİRİYİ DEĞERLENDİRDİ
        
Beşparmak Grubu, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un adayı ziyareti süresince yaşananlar ve görüşmeler sonunda yayınlanan ortak bildirinin, “görüş ve endişelerini haklı çıkardığını” savundu.
Beşparmak Grubu’nun yazılı açıklamasında, Ban’ın iki liderle görüşmesi öncesinde basına yaptığı açış konuşmasında, “iyi niyet görevinin gerektirdiği yansızlığa ters düşen ifadeler” kullandığı;  “halk”, “Kıbrıs halkı” ve “Kıbrıs öncülüğü ve sahipliğindeki süreç”ten bahsettiği ileri sürülerek, “Kıbrıs’ta tek bir halk olmadığı, biri Kıbrıslı Türk diğeri ise Kıbrıslı Rumlardan oluşan iki ayrı halk bulunduğu, yüzyılların değiştirmediği tarihi bir gerçektir” denildi.



4 ŞUBAT

04.02.2010-

TC BAŞBAKANI ERDOĞAN:BM GENEL SEKRETERİ BAN Kİ MOONUN SAYIN
TALATI MAKAMINDA ZİYARET ETMESİ RUM TARAFINI CİDDİ MANADA RAHATSIZ ETTİ

TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moonun Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talatı makamında ziyaret etmesinin, Rum tarafını ciddi anlamda rahatsız ettiğini belirterek, Ban Ki Moon önceki gün onlara gayet güzel cevabını verdi. Hak er geç lehimize tecelli edecektir diye inanıyorum dedi.
 Başbakan Erdoğan, “Kıbrıs, AB ile ilişkilerimizi bozuyor. Ayrıca Kıbrısta bir tıkanmaya gidildi. Burada bir B planımız var mı? şeklindeki soru üzerine Erdoğan, Biz zaten bizim planlarımızı ortaya koyduk. Ama bundan sonraki gelişmeler de bu planların güncellemesini gerektirecektir dedi. BM Genel Sekreteri Ban Ki Moondan Kıbrıs’a gelmesini rica ettiğini belirten Erdoğan, şunları söyledi:
 Sağ olsun çıktılar geldiler. Dedik ki: siz de gelin bir el atın ağırlığınızı koyun, BM Genel Kurulunda bu görüşmeyi kendisiyle yapmıştık. Tamam geleceğim dedi ve sağ olsun geldiler.
Kıbrıs sorununun çözüm platformunun AB değil, BM olduğuna işaret eden Erdoğan, şu görüşleri dile getirdi:
 Annan Planına, Kuzey Kıbrıs yüzde 65le Evet, Güney yüzde 75le Hayır dedi. Mükafat kime? Güney Kıbrısa... Annan Planına hayır dediği için. Şimdi burada bu süreci sorgulamak bizim hakkımız değil mi? Şu anda Kıbrısı sürekli önümüze tıkayanlar Kıbrısı değil, Güney Kıbrısı sorgulamak durumundadır. Çünkü Kıbrısın temsilcisi Güney Kıbrıs değil. Bunu kabul etmek ne siyaset bilimine, ne uluslararası ilişkiler etiğine sığmaz.
 Başbakan Erdoğan, hiçbir müzakere sürecinin sonsuza dek süremeyeceğine dikkati çekerek, Mevcut fırsat penceresinin kapanması halinde bir daha ne zaman açılacağını kimse bilemez. İlgili tarafların konuya bu bilinçle yaklaşmaları ve üzerlerine düşenleri yapmaları kritik önem taşıyor diye konuştu.


BAŞBAKAN EROĞLU: “ÖNCELİKLE EKONOMİYİ GÜÇLENDİRMEMİZ GEREK…GÜÇLÜ EKONOMİYE  SAHİP TARAF MÜZAKERE MASASINA DAHA GÜÇLÜ OTURUR”

Başbakan Derviş Eroğlu, öncelikle ekonomiyi güçlendirmek gerektiğine işaret ederek, “Güçlü ekonomiye sahip taraf müzakere masasına eli  daha güçlü oturur” dedi. Göreve geldikleri günden itibaren bu yönde yoğun uğraş içinde olduklarını vurgulayan Eroğlu, “Bütün hedef ekonomidir. Zaten halkın derdi, gündemi de ekonomidir” şeklinde konuştu.
Eroğlu, seçimleri kazanması halinde, “KKTC’nin gördüğü cumhurbaşkanlarından farklı bir cumhurbaşkanı” olacağını da söyledi.
Başbakan Derviş Eroğlu, Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkârlar Odası’nın davetiyle önceki akşam Oda’yı ziyaret ederek oda yetkilileri ile üyeleriyle ekonomik sorunlar ve Kıbrıs konusundaki görüşlerini paylaştı.
 Kıbrıs konusunda ise Başbakan Eroğlu, uzlaşmaya yanaşmayanın Rum tarafı olmasına karşın kendisinin ve partisinin “uzlaşmaz” olarak gösterilmesine tepkisini dile getirerek, 1976 yılından beri yapılan tüm görüşmelerin içinde olduğunu ve bunları izlerken Başbakan olduğu dönemde de Türkiye ile diyalog içinde olduğunu anlattı.
Eroğlu, Rum tarafının AB üyeliğinden de güç alarak uzlaşmazlığını sürdürdüğünü, bunun çiftte standart olduğunu ve halkın kabullenmemesi gerektiğini belirtti.


BAĞIŞ: “TÜRKİYE AB SÜRECİ İÇİN KIBRISI FEDA ETMEZ, KIBRIS İÇİN DE  ABI FEDA ETMEZ”

Türkiye Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye ile ilgili karar taslağında “Kıbrıstaki kapsamlı müzakerelere destek için Türkiyenin askerlerini derhal çekmeye başlaması, kapalı Maraş bölgesini Rumlara açması ve KKTCye yerleşen Türk vatandaşları sorununu çözmesi” çağrısı yapılmasına sert tepki göstererek, “Ben bu raporu çok da fazla ciddiye alma taraftarı değilim” dedi.
 Brükselde bulunan Bağış, gelecek hafta AP genel kurulunda oylanacak belgenin geçen hafta AP Dışilişkiler Komitesi’nde özellikle Kıbrıs paragrafında Türkiye aleyhine olumsuz ifadelere yer verilecek şekilde değiştirildiğini hatırlatarak, APdeki siyasi grupların Rum ve Yunan milletvekillerini memnun etmeye çalıştığını anlattı.
 Bağış, raporun AP genel kurulundaki oylamada daha dengeli hale getirilmesi için dün AP Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre ve AP Liberal Grup Başkanı Guy Verhofstadt ile "olumlu" görüşmeler yaptığını ve özellikle Kıbrıs paragrafıyla ilgili Türkiyenin endişelerini aktardığını ifade etti.
 

BAŞBAKAN EROĞLU LONDRA’DA
 
 Başbakan Derviş Eroğlu, İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odasının davetlisi olarak çeşitli temaslarda bulunmak üzere dün Londraya gitti. 
Başbakan Derviş Eroğlu’nun temaslarının gündeminde, Kıbrıs konusu, Orams davası ve KKTC’ye yatırım olanakları var. Eroğlu, İngiltere İstinaf Mahkemesi’nin Orams kararının ardından özellikle İngiltere’de oluşan tedirginliği gidermek istediklerini söyledi.
 Orams kararını uygulamayacaklarını yineleyen Eroğlu, kararın ardından oluşan tedirginliği gidermek için hukuki süreçlerin uzmanlarca hem İngiltere hem de KKTC’de değerlendirildiğini ifade etti.
 Londra’daki temasları sırasında Kıbrıs konusundaki son gelişmeleri de buradaki vatandaşlara aktarma imkanı bulacağını kaydeden Başbakan Eroğlu, vatandaşlarla görüş alışverişinde bulunacaklarını ifade etti.
Başbakan Eroğlu ayrıca, İngiltere’deki vatandaşların büyük önem verdiği bedelli askerlik konusundaki çalışmaların da gündeme geleceğini belirtirken, bedelli askerlik yasasında değişiklik yapmak istediklerini sözlerine ekledi
 Eroğlu, 4 gün sürecek Londra temasları çerçevesinde, İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından düzenlenecek halka açık toplantıda konuşma yapacak. Lordlar Kamarası ve Parlamento Dostluk Grubu üyesi Lord Maginnis ile de görüşecek olan Eroğlu, 7 Şubat Pazar günü Londradan ayrılacak.


CUMHURBAŞKANI TALAT BRÜKSEL’E GİTTİ

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Jerzy Buzek ile görüşmek üzere bu sabah Brüksel’e gitti.
Talat bugün AP Başkanı Buzek’le görüşecek; Cuma sabahı da Avrupa Politika Merkezi (EPC) tarafından düzenlenecek konferansa katılacak ve Kıbrıs müzakerelerinde gelinen son aşama ile ilgili bilgi verecek.
 Cumhurbaşkanı Talat, Brüksel’de AB yetkilileri ile de biraraya gelecek ve Cuma gecesi KKTC’ye dönecek.


AP TEMAS GRUBU ÜYELERİ KIBRIS’TA LİDERLER, BÜYÜKELÇİLER, SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİYLE GÖRÜŞÜYOR

Avrupa Parlamentosu Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu üyeleri, 3 günlük ziyaret için dün adaya geldi. Heyet, liderler yanında büyükelçiler ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle görüşecek.
 Avrupa Parlamentosu Başkan Yardımcısı Libor Roucek başkanlığındaki heyet, temaslarına dün 10.30’da Ledra Palas Otel’de Türk ve Rum sivil toplum örgütleriyle ortak toplantıyla başladı. Öğleden sonra Rum siyasi parti yetkilileriyle görüşen heyet, saat 18.45’te Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat tarafından kabul edildi.
Heyet bugün de AB Destek Ofisi’nde 15.30-19.30 arasında da UBP, CTP, DP, TDP, ÖRP, BKP, YKP, KSP ve MAP parti temsilcileriyle yarım saatlik aralıklarla görüşmeler yapacak.
Avrupa Parlamentosu Kıbrıslı Türklerle Yüksek Seviyede Temas Grubu, cuma günü saat 08.00’de de Rum lider Dimitris Hristofyas ile görüşecek ve ardından saat 09.15’de Kayıp Şahıslar Komitesi üyeleriyle Barış Gücü karargâhında bir araya gelecek.
 Heyet, 10.45’te AB Destek Ofisi’nde verilecek brifingin ardından saat 12.30’da Ledra Palas’ta basın toplantısı düzenleyecek.


AB KOMİSYONU BAŞKAN YARDIMCISI VERHEUGEN:"TÜRKİYENİN ABYE
İHTİYACI OLDUĞUNDAN DAHA FAZLA ABNİN TÜRKİYEYE İHTİYACI VAR"

 AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Günter Verheugen, ABnin Türkiyeye yönelik politikasında inandırıcılık ve açıklık olmadığını belirterek, ABnin Türkiyeye çok daha fazla ihtiyaç duyduğunu söyledi.
Görevinden ayrılacak olan Verheugen, Türkiyenin AB üyeliği konusunda Almanya Başbakanı Angela Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozynin tutumunu eleştirerek, iki liderin Türkiyeye önerdiği "imtiyazlı ortaklığı" popülizm olarak nitelendirdi.
 "İmtiyazlı ortaklığın aldatıcı bir paket olduğunu" belirten Verheugen, "Merkel ve Sarkozy, Türkiyeye tam üyelik dışında şimdiye kadar sahip olduğundan daha başka ne verebilecekleri sorusuna hiç bir zaman cevap vermiyor" diye  konuştu.
 

KIBRISLI RUMLAR’IN % 97.1’İ TÜRKİYE’NİN GARANTÖRLÜĞÜ’NÜ, % 80’İ İSE TC KÖKENLİLERİN ADADA KALMASINI İSTEMİYOR

 Kıbrıslı Rumların neredeyse tamamına yakını % 97.1, Türkiye’nin garantisini ve müdahale hakkını reddediyor. Evressis Şirketinin Antenna televizyonu adına yaptığı araştırmanın sonuçlarına göre, Rumların % 80’i de 50 bin TC kökenli vatandaşın olası bir çözüm sonrasın adada kalmasını kabul etmiyor. Katılımcıların % 77.4’ü, 2010 yılı içerisinde çözüme varılacağı konusunda kötümser olduklarını belirtirken, % 17.6’sı iyimser bir görüş ortaya koydu.



3 ŞUBAT

03.02.2010-

BAŞBAKAN EROĞLU, CUMHURBAŞKANI SEÇİLMESİ HALİNDE TÜRKİYE İLE
İŞBİRLİĞİ İÇİNDE KIBRIS MÜZAKERELERİNİ SÜRDÜRECEĞİNİ VURGULADI

 Başbakan Derviş Eroğlu, Cumhurbaşkanı seçilmesi halinde Anavatan Türkiye ile işbirliği içinde Kıbrıs müzakerelerini sürdüreceğini vurguladı.
 Müzakereler sürdürülmeden anlaşma sağlanamayacağını belirten Başbakan Eroğlu, “Ambargolar altında hükümet etmenin ne demek olduğunu bilen bir kişi olarak Kıbrıs’ta bir anlaşma olması arzusu içerisindeyiz” dedi.
 Başbakan Eroğlu, Rum basını ve muhalefetin uzun bir süredir kendisini uzlaşmazlıkla eleştirdiğine işaret ederek, “1974 Mutlu Barış Harekatı’ndan bu yana yapılan tüm müzakerelerde ya hükümetin bir milletvekili, ya da Başbakandım. Kıbrıs’ta bir anlaşma olmasını ben herkesten daha fazla istemekteyim. Ambargolar altında hükümet etmenin ne demek olduğunu bilen bir kişi olarak Kıbrıs’ta bir anlaşma olması arzusu içerisindeyiz” dedi.
 Kıbrıs’ta bir anlaşmaya varılması için en az iki tarafa ihtiyaç duyulduğunu belirten Eroğlu, bugüne kadar hep Kıbrıs Türk tarafı ve Anavatan Türkiye’nin anlaşmadan yana tavır sergilediğini, uzlaşmaz tarafın da hep Rum tarafı olduğunu hatırlattı.  Başbakan Eroğlu, “Annan planı gibi bir plana bile yüzde 76 ret oyu veren Kıbrıs Rum tarafı maalesef  bugün Hristofyas’ın başa gelmesiyle sanki bir barış meleği gelmiş gibi bir hava estirmektedir. 2008 yılı sonunda bir anlaşma olacak dendi 2008 geride kaldı. 2009 yılı sonunda bir çözüme varılacak dendi, 2009 yılını da geçtik. Şimdi Nisan’da seçim var, Nisan’a kadar çözüm olacak diyorlar. Biz bu lafları çok duyduk. Yolun sonundayız laflarını yıllardır duyuyoruz” dedi.
Şu anda anlaşma ve paylaşma düşüncesi içinde olmayan Rum tarafı ile müzakerelerin sürdüğünü kaydeden Eroğlu, 2 kez gerçekleştirilen yoğunlaştırılmış görüşmelerde de hiçbir konuda uzlaşma sağlanamadığını söyledi.


BAŞBAKAN EROĞLU BUGÜN LONDRA’YA GİDİYOR

Başbakan Dr. Derviş Eroğlu, İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odası’nın davetlisi olarak çeşitli temaslar yapmak üzere bugün Londra’ya gidecek.
Londra’da çeşitli temas ve incelemelerde bulunacak olan Başbakan Eroğlu, İngiltere Kıbrıs Türk Ticaret Odası tarafından düzenlenecek halka açık toplantıda bir konuşma yaparak İngiltere’de yaşayan Kıbrıs Türkleri ile görüş ve düşüncelerini paylaşma imkanı bulacak.
 Başbakan Eroğlu, İngiliz Lordlar Kamarası ve Parlamento Dostluk Grubu üyesi Lord Maginnis ile de görüşecek.
 Londra’daki Kıbrıs Türk işadamları ile bir araya gelecek olan Başbakan Eroğlu, 7 Şubat Pazar günü saat 13.30’da KKTC’ye gelmek için  Londra’dan hareket edecek. Başbakan Eroğlu’na, eşi  Meral Eroğlu ile Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müdürü Metin Beyoğlu eşlik edecek.


BM GENEL SEKRETERİ BAN, ADA’DAN AYRILDI

 Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-Moon, dün sabah adadan ayrıldı.
 Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ve Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas tarafından Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla sürdürülen görüşme sürecine desteğini belirtmek amacıyla pazar akşamı ilk kez adaya gelen Ban, önceki gün liderlerle yaptığı görüşmelerin ardından düzenlenen ortak  basın toplantısında, liderlerin gösterdiği gayretten memnun kaldığını ve BM’nin desteğinin devam edeceğini belirtmişti.


ERCAKICA: “KIBRIS SORUNUNA ÇÖZÜM BULABİLMEK İÇİN ULUSLARARASI  İLGİYE  VE DESTEĞE İHTİYAÇ VAR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Hasan Erçakıca,  Kıbrıs sorununa çözüm bulabilmek için uluslararası ilgiye ve desteğe ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek “Sayın Genel Sekreter’in ziyareti, bu ilgiyi ve desteği ortaya koyması bakımından, çözüm çabalarının en önemli hayati ihtiyaçlarından birini karşılamış olmaktadır” dedi.
Erçakıca, Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleştirdiği haftalık basın brifinginde, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un adaya gerçekleştiği ziyaret ve bu ziyaret sırasında yaşananların, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için çalışmakta olan Kıbrıs Türk tarafınca memnuniyetle karşılandığını vurguladı.
 Türk tarafının, bu ziyaretin gerçekleşmesi için baştan beri istekli olduğu, buna karşın Kıbrıs Rum tarafının bu ziyareti geciktirmeye çalıştığı dikkate alındığı zaman, ziyaretin öneminin daha iyi anlaşılmakta olduğunu kaydeden Erçakıca, bu ziyaretin gerçekleşecek olmasının, Ocak ayındaki yoğunlaştırılmış müzakere sürecinin verimliliğini de doğrudan etkilediğine işaret etti.
 Erçakıca, “Yoğunlaştırılmış müzakere sürecinde önemli gelişmeler yaşanmışsa bunda, bu ziyaretin gerçekleşecek olmasının da çok önemli bir katkısı olmuştur. Benzer şekilde, müzakere sürecinin bundan sonra da devam etmesi kararının alınmasında da ziyaretin etkileri inkar edilemez”dedi.
 Erçakıca, Genel Sekreter’in iki lider adına okuduğu ortak açıklamada ‘önemli ilerlemeden’ söz edilmesini, çözüm umutlarını canlı tutması bakımından “önemli” olarak değerlendirdi.


EUROBAROMETRE SONUÇLARINA GÖRE KIBRISLI TÜRKLERE GÖRE, KIBRIS SORUNUNUN ÖNEMİ AZALIYOR

 Avrupa Komisyonu tarafından yaptırılan geleneksel Eurobarometre anketine göre Kıbrıslı Türkler için en önemli sorun işsizlik ve ekonomik durum. Kıbrıs konusu ise yüzde 22 ile önemini giderek yitiriyor.
 Hayatından memnun olan Kıbrıslı Türklerin oranı ise yüzde 50 ile AB ortalamasının altında kaldı.
Yılda iki kez Avrupa Komisyonu tarafından yaptırılan anketlerin 2009 sonbaharına ait sonuçlar, Güney Kıbrıs’ta Avrupa Komisyonu temsilciliği binasında düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı.
 Tüm Avrupa Birliği üyesi ve 3 aday ülkede gerçekleştirilen ankette ayni sorular soruluyor ancak Kıbrıs’taki özel durumdan dolayı sorular biraz farklı oluyor.
 KKTC’de KADEM tarafından yapılan ankette 500 kişi ile yüz yüze mülakat yapıldı. Anket sonuçları ise Prologue Danışmanlık Şirketi tarafından raporlaştırıldı.
 Anket sonuçlarına göre, ekonominin en ciddi sorun olduğunu düşünenlerin oranında ciddi bir artış oldu. Ankete katılan Kıbrıslı Türklerin yüzde 67’si ekonominin kötü gittiği, yüzde 72’si ise istihdamın kötü olduğu görüşünde. Bu oran bir önceki anket sonuçlarında yüzde 51 civarındaydı. Çalışmaya katılanların yüzde 49’u ise kişisel istihdam durumlarının iyi olduğunu ifade etti.
 Yaklaşık her 4 Kıbrıslı Türk’ten 3’ü, ekonomi, hayat pahalılığı, istihdam, çevre, enerji fiyatları ve hayat kalitesi konularında AB’da durumun daha iyi olduğu düşüncesinde.
 Yüzde 44 ise,  2004’te yapılan anket sonuçlarına göre mali durumlarının kötüleştiğini söyledi.
 

TÜRKİYE DEVLET BAKANI VE BAŞMÜZAKERECİ BAĞIŞ, AP’DE TEMASLARDA BULUNDU

 Türkiye Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Avrupa Parlamentosunun (AP) Türkiye raportörü Ria Oomen-Ruijten, Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) Eşbaşkanı Helene Flautre ve AP Liberal Grup Başkanı Guy Verhofstadt ile biraraya geldi.
 Bağış, görüşmelerinde muhataplarına, AP Dış İlişkiler Komitesinde kabul edilen Türkiye karar taslağından duyduğu rahatsızlığı ileterek, gelecek hafta AP Genel Kurulunda yapılacak oylamada verilecek değişiklik önergeleriyle metinde Türkiye aleyhine dengesizliğin ortadan kaldırılmasını talep etti.
 AP Türkiye raportörü Hollandalı Hristiyan Demokrat Ria Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan Türkiye karar taslağı, geçen hafta AP Dış İlişkiler Komitesinde 11 çekimser oya karşı 61 oyla kabul edilmişti.
 Hristiyan Demokratlar, Liberaller ve Sosyalistlerin birçok değişiklik önergesinde işbirliği yapmasıyla belgenin Kıbrıs paragrafı oldukça ağırlaşmıştı.
 Bağlayıcı nitelik taşımasa da APnin görüşünü yansıtması açısından önem taşıyan belgede Kıbrıstaki müzakerelere katkı için Türkiyeden "adadaki askerlerini derhal çekmeye başlaması, KKTCye yerleşen Türk vatandaşları sorununu çözmesi ve kapalı Maraş bölgesini Rumlara açması" istenmişti.



02.02.2010-2 ŞUBAT 2010

BM GENEL SEKRETERİ BAN: “ÇÖZÜM İÇİN ÖNEMLİ FIRSAT VAR”

Kıbrıs’ta kalıcı bir çözüme ulaşılması için sürdürülen müzakerelere kişisel desteğini göstermek için adada bulunan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, çözüme iki lider arasında ulaşılacağını belirtti ve “Çözüm için önemli fırsat var” dedi.
 Ban Ki Moon, Liderlerle önce ayrı ayrı, daha sonra da birlikte görüştü. Moon, ilk önce Güney Kıbrıs’tan KKTC’ye geçerek, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda, 11.45’te Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile görüştü. Görüşmede, Başbakan Derviş Eroğlu ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün’ün yanında, Cumhurbaşkanlığı heyeti de hazır bulundu. Genel Sekreter Ban Ki Moon onuruna verilen öğle yemeğine ise Meclis’te temsil edilen partilerin liderleri de katıldı.
 Ban, Talat’ı ziyareti sonrasında Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristofyas ile Rum Başkanlık Köşkü’nde 13.30’da biraraya geldi ve görüşme bir saat sürdü. Daha sonra ise, Ban Ki Moon iki liderle ara bölgede saat 15.00’te Özel Temsilci Taye Brook Zerihoun’un evinde üçlü görüşme yapıldı ve ardından da ortak basın toplantısı yapılacak binaya geçildi. Ortak basın toplantısında, Ban Ki Moon öncelikle kendi izlenimlerini ifade etti.daha sonra da ortak açıklamayı okudu. Ban Ki Moon, Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Başkanı Hristofyas’ın Kıbrıs sorununun çözümü için güçlü bir kararlılık gösterdiğini söyledi.
 Ban, çözüme iki lider arasında ulaşılacağını, kendisinin Kıbrıs’a iki lidere görüşme için desteğini belirtmek amacıyla geldiğini yineledi. Ban basın toplantısında yaptığı açıklamada, iki liderle bir araya gelmekten çok memnun olduğunu, Talat ve Hristofyas’a kapsamlı görüşmelerde ortaya koydukları kararlılıktan dolayı teşekkür etti.
 Kıbrıs’a adayı yeniden birleştirmeyi hedefleyen Kıbrıslılar tarafından sahiplenen ve yürütülen görüşmelere kişisel desteğini göstermek maksadıyla geldiğini anımsatan Ban, “Bunun yanında iki lider tarafından sağlanan ilerlemenin daha da ileriye götürülmesinin önemini anladığım için de burada bulunmaktayım” dedi.
 Günün verimli ve yapıcı geçtiğini belirten Ban, “Dünya bugün sorunla mücadele etmeye hazır olan iki lider görüyor. Kıbrıs kararlılık, vizyon ve esneklik gerektiriyor. Bugün burada hissettiğim de budur. İnsanları için daha iyi bir gelecek için çaba gösteren iki lider” dedi.
 Mümkün olan en erken zamanda kapsamlı bir çözüm için iki liderin gösterdiği kararlılıktan memnun olduğunu da belirten Ban, “Görüşmeleri olumlu bir şekilde sonuçlandırmak için gelecek dönemde daha fazla kararlılık ve cesarete ihtiyacımız olacak” dedi.
  “Kimse sorunun çözülmesinin kolay olduğu hayali taşımıyor” diyen Ban, “Barış görüşmeleri zordur ancak ilerlemek için doğru zamandayız. Bu iki liderin iki tarafın yararına olacak bir çözüme ulaşabileceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.
 Ban, on-yıllar boyunca dünyanın Kıbrıs sorununu dinlediğini ancak artık Kıbrıs sorununun çözümünün vakti geldiğini söyledi.
 BM’nin mümkün olan tüm desteği vermeye devam edeceğini ifade eden Ban, “Ancak bu süreç Kıbrıslıların bir süreci ve Kıbrıslılar için bir süreçtir. Dünyanın Kıbrıs için desteğini kalbimde taşıyorum ancak Kıbrıs’ın geleceği sizin elinizde”  dedi.

LİDERLERİN ORTAK METNİ: “GENEL SEKRETERİN İYİNİYET MİSYONUNDAN DOLAYI MİNNETTARIZ”

Basın toplantısında okunan Talat ve Hristofyas’ın ortak açıklamasında ise, Ban’ın adada olmasından duyulan memnuniyet dile getirildi ve bunun uluslararası toplum ile BM’nin, soruna  kapsamlı bir çözüm bulunmasına olan ilgisini gösterdiğini belirtti.
İki lider, Genel Sekretere iyi niyet misyonundan dolayı minnettarlıklarını dile getirirken, iki taraftan çalışma gruplarının zaman ve çaba harcayıp sorunun tüm yönlerini ele aldıklarını, kendilerinin de temsilcileriyle birlikte bir yılı aşkın süredir tüm başlıkları ele almaya çalıştıklarını ifade ettiler.
 “Herşey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış değildir” prensibiyle çalıştıklarını belirten liderler, bazı başlıklarda iyi yakınlaşmalar sağlandığını, geriye kalanlar için de çok sıkı çalışmak kararlılığında olduklarını vurguladılar.
 “Yönetim ve Güç Paylaşımını” son 3 haftalık yoğun süreçte ele aldıklarını ve önemli ilerlemeler kaydettiklerini belirten Talat ve Hristofyas, bu başlık ve diğer başlıklar üzerinde kararlılıkla ve iyi niyetle çalışmaya devam edeceklerini, en kısa zamanda bir çözüme ulaşmayı hedeflediklerini ifade ettiler.
 “Kıbrıs sorunu çok uzun süre çözümsüz kalmıştır” diyen iki lider, zamanın bir anlaşmadan yana akmadığını, iki tarafın da meşru haklarını tamamıyla gözetecek bir anlaşmaya varılması için önemli bir fırsat bulunduğunu belirttiler ve çözümün adaya barış, istikrar ve refah getireceğini kaydettiler.


CUMHURBAŞKANI TALAT: “İLK DEFA İKİ TARAFI BİRLİKTE DİNLEDİ…BU ÖNEMLİ…TÜRK TARAFININ ÇABASINI GÖZLEMLEME İMKANI BULDU”
 
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs ziyaretinde ilk defa iki tarafı birlikte dinleme imkanı bulduğunu, bunun da önemli olduğunu belirtti. Talat, Genel Sekreter’in Kıbrıs Türk tarafının çözüm çabasını gözleme imkanı bulduğunu belirtti.
BM Genel Sekreteri ile görüşmesinin Cumhurbaşkanlığı’nda yapılması konusunda “Bizi başka bir mekana zorlasalardı görüşme olmazdı, ziyaret fiyasko olurdu” diyen Talat, Rum siyasi partilerin konuyla ilgili tepkileri üzerine BM’nin açıklama yapmasına ise, “Bu gerçekten üzücü. Bu tür mantıksızlıklara olumlu yaklaşım gösterirseniz sonunda tepenize binerler” ifadeleriyle tepki gösterdi.
Kıbrıs Türk tarafının çözümü güçlü bir şekilde istediğini ve sorumluluklarının da bilincinde olduğunu sürekli tekrarladığını ancak tek başına bunun söylenmesinin karşı tarafı inandırmaya yetmeyebileceğini ifade eden Talat, “Ama bir araya gelip ve bunu gözlemleyince daha inanılır oluyor. Bugünkü temaslar Genel Sekreter’in Türk tarafının Kıbrıs’ta çözümü ne kadar istediğini, ne kadar çabaladığını ve aktif olduğunu gözlemlemesini sağladı” şeklinde konuştu.
Konularla ilgili derinlemesine tartışma imkanı bulamadıklarını ancak genel hatlarıyla yakınlaşılan noktaları ve farklılıkları dile getirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Talat, temasların faydalı olduğunu ifade etti.
Genel Sekreter’in hükümet ve siyasi partilerle bir araya gelmesinin de önemli olduğunu vurgulayan Talat, zamanın kısa olması nedeniyle uzun tartışmalar yapılamadığını, ancak  Kıbrıs Türk tarafının tutumunu ortaya koyduğunu söyledi.

İKİ TOPLUMLU BİRLEŞİK KIBRIS BARIŞ İNSİYATİFİ, DESTEK EYLEMİ YAPTI

Kıbrıslı Türk ve Rumlar tarafından oluşturulan iki toplumlu Birleşik Kıbrıs Barış İnsiyatifi, BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un adaya ilk ziyaretini, bugün adanın iki yanındaki pankartlı destek eylemiyle karşıladı.
 İnisiyatifin Türk tarafındaki üyeleri ellerindeki pankartlarla bugün 10. Yıl Parkı’nda (Kuğulu Park) toplanarak Lokmacı kapısına yürüdü.
Burada polisin aldığı güvenlik önlemleri çerçevesinde oluşturulan emniyet şeridi etrafında toplanan eylemciler, Ban’ın gelişine kadar “İnadına Barış”, “Kıbrıs’ta Barış Engellenemez”, “Birlik, Mücadele, Dayanışma”, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” ve “Barış, Demokrasi, Federasyon” gibi sloganlar attı.
 İnsiyatifin Rum tarafındaki üyeleri de, Ban’ın Lokmacı Kapısı’na yürüdüğü sırada ellerindeki pankartlarla arkasından yürüyerek “Çözüm Şimdi” sloganları attı. 
 İnsiyatif üyeleri ayrıca ellerinde taşıdıkları Türkçe, Rumca ve İngilizce çözüm yanlısı pankartlarla Ban’ın Kıbrıs’a gelişine ve çözüme destek belirtti.
 

BM GENEL SEKRETERİ BAN’IN KKTC CUMHURBAŞKANLIĞI’NDA GÖRÜŞMESİNE RUM LİDERLERDEN TEPKİ GELDİ

BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la Talat’ın ikametgahı yerine Cumhurbaşkanlığı sarayında görüşmesi üzerine, Rum Meclisi ve DİKO Başkanı Marios Karoyan ile KS EDEK ve Rum Ekologlar ve Çevreciler Hareketi yetkililerinden yapılan açıklamalarda, Ban’ın Talat’la Cumhurbaşkanlığında görüşmekle, bizzat BM kararlarını çiğnediği iddia edildi. Partiler buna tepki koymak ve Ban’ı protesto etmek amacıyla dün akşam Ledra Palace’ta yapılacak resepsiyona katılmayacaklarını vurguladılar.
Hristos Hrisftofidis, “Bizim taraf girişimlerde bulundu ve Genel Sekreter’in BM üyesi yasal bir hükümet tarafından karşılanırken, aynı zamanda bunu ters yüz edebilecek hareketlerde bulunamayacağı net şekilde iletildi. Resmi ziyaret programında görüşmenin cumhurbaşkanlığında değil Kıbrıslı Türk liderin konutunda yapılacağı belirtilmişti”  dedi.
DİSİ Başkan Yardımcısı Nikos Tornaridis de, bu görüşmeden sonra Hristofyas hükümetinin nasıl bir icraat yaptığı konusunda soru işaretleri doğduğunu söyledi.
Rum yönetiminin gafil avlandığını söyleyen Tornaridis, “Görüşmenin nerede gerçekleştirileceğini bilmemiz gerekirdi” dedi.
EDEK Birinci Başkan Yardımcısı Marinos Sizopulos de, “Ban’ın hareketi işgali ve KKTC’yi dolaylı yoldan tanıma anlamına gelir” dedi. Bu hareketle “BM kararlarının ihlal edildiğini” savunan Sizopulos, “Bundan sonra Kıbrıs’ı ziyaret edecek hangi devlet başkanından Sayın Talat’la cumhurbaşkanlığında görüşmemesini nasıl isteyeceğiz” diye sordu. EURO.KO Genel Sekreteri Rikos Erotokritu ise, Rum yönetiminin KKTC Cumhurbaşkanlığı’nın ziyaret edileceğinden haberdar olduğu ve bu konuda tepki göstermeyeceği mesajının verildiği görüşünü dile getirdi.

EROĞLU: “BAN’IN AÇIKLAMALARI MEMNUNİYET VERİCİ”

Başbakan Derviş Eroğlu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un, adaya gelişinin müdahale amaçlı olmadığına ilişkin açıklamasının memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanlığı’nda BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile yemeğin ardından açıklama yapan Başbakan Derviş Eroğlu, BM Genel Sekreteri’nin açıklamalarını ve KKTC’ye geçip Cumhurbaşkanlığı’ndaki toplantıya katılmasını olumlu karşıladıklarını belirtti.
BM Genel Sekreteri Ban’ın “sorunu Kıbrıslılar çözecek” şeklindeki ifadelerinin memnuniyet verici olduğunu kaydeden Eroğlu, “Ülkeyi görmek, her iki taraftaki gerçeklerle yüzleşmek ve vereceği mesajları iletmek için adaya geldiğini ifade etti. Bize verdiği mesaj ‘sorun sizin sorununuz, gelecek sizin geleceğiniz, bunu siz çözeceksiniz. Önerilerle gelmedim’ şeklinde oldu” diye konuştu.
Eroğlu başka bir soru üzerine, “Kıbrıs sorunu konusunda ‘eşsiz fırsat, son fırsat’ söylemlerinin her zaman yapıldığını, önemli olanın niyet olduğunu, uzlaşma ve anlaşma için Rum tarafının bu niyetle masada olması gerektiğini” söyledi.
Rum tarafın bugüne kadar sırf masada oturuyor mesajı vermek için masada olduğunu kaydeden Eroğlu, Hristofyas’ın masada sergilediği tavrın da uzlaşma değil uzlaşmazlık olduğunu, Kıbrıs Türk tarafının karşı taraftan da iyi niyet beklediğini ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı’nda BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile yemeğin ardından Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat  ile görüşmeye katılan siyasi parti liderleri ise açıklama yapmadı.



 «Menü » GENEL BİLGİ
BAKANLIKLARA BAĞLI KURUM ve DAİRELER
SİYASİ PARTİLER
MEDYA
EĞİTİM
TURİZM
DUYURULAR
BELGELER
KIBRIS SORUNU
DIŞ TEMSİLCİLİKLER
KKTC de YABANCI TEMSİLCİLİKLER
FOTO ALBÜM
LİNKLER
İLETİŞİM
HAKKIMIZDA
DEVLET
HAKKIMIZDA

 «Haber Arşivi »
«« 2/2010 »»
Pzt S Çrş Prş C Cmt P

1

2

3

4

5

6

7

8

9

10

11

12

13

14

15

16

17

18

19

20

21

22

23

24

25

26

27

28



 «Günün Habeleri » 09.02.2010
9 Şubat 2010




Copyright TRNC Public Information Office | Developed by Mor Damla Internet Software